Medyanın Çerçevesinden Suriyeli ve Ukraynalı Mülteciler
- Hasan Bakır

- 5 Oca
- 6 dakikada okunur
Aynı toplum içinde yaşayan insanlar, yaşanan olaylara birbirinden farklı biçimde tutum ve davranış sergileyebilirler. Bu durum, özellikle göç gibi tartışmalı konularda daha da belirgin bir biçimde karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedenlerinde biri de, iletişim süreçlerinde bireye ve topluma sunulan bilgilerin farklı çerçevelerle sunulmasıdır.
Kimisi için göç eden bir kişi, “yardıma muhtaç, mazlum veya muhacir” gibi kodlamalara sahipken, kimisi içinse “sessiz işgal, işimizi elimizden aldı, savaştan kaçan korkak, ekonomiyi bozdular” gibi negatif kodlara sahip olabilmektedir. Burada, bilgi doğru bile olsa medya kanalının sunuş şekli, bireylerin haber içeriğindeki nesneye karşı düşüncelerini şekillendirebilmektedir. Bu durumu anlamak için iletişim biliminde sıkça kullanılan Robert M. Entman’ın “Çerçeveleme Teorisi”ni anlamakta fayda olacaktır. Devamında, iki uç görüşü temsil ettiğini düşündüğüm Sözcü ve Yeni Şafak gazetelerinin sosyal medya platformu olan X’te yapmış oldukları Suriyeli ve Ukraynalı mülteci haberlerini içerik ve söylem analiziyle ele alacağım.
Çerçeveleme Nedir?
Entman’a göre çerçeveleme, özünde seçim ve öne çıkarma ile ilgilidir. Sunulan gerçekliğin bazı yönlerini öne çıkartıp bunları daha belirgin hâle getirmektir. Bu durum, okuduğumuz kitapta önemli gördüğümüz bir cümlenin altını çizmeye benzer. Öne çıkarma, gerçekliğin iletişim profesyonelinin istediği yönünün akılda kalıcılığını sağlayarak olaylara onun sunduğu perspektiften yaklaşmamıza neden olur. İçinde bulunduğumuz duruma, kendi deneyimlerimizle değil de iletişim profesyonelinin sunduğu, sivrilttiği yönüyle yaklaşırız.
Entman, Gamson’dan örnekle çerçevelemenin dört işlevinden bahsetmiştir: “Soğuk Savaş” çerçevesinde belirli dış olayları (örneğin iç savaş) sorun olarak vurgulayan Gamson, sorunun kaynağını belirlemiş (komünistler), ahlaki yargılar sunmuş (ateist saldırganlık) ve belirli çözümler sunmuştur (ABD’nin karşı tarafı desteklemesi). Yani bir çerçeve; bir sorunu tespit eder, o sorunun kaynağını belirler, ahlaki yargılamalarda bulunur ve çözüm önerisi sunar.
Entman, çerçevelemenin insan karar alma mekanizması üzerindeki etkisini göstermek için Kahneman ve Tversky’nin “Asya Hastalığı” deneyini örnek vermiştir. Deneyde, katılımcılara 600 kişinin ölmesinin beklendiği bir senaryo sunulur. Senaryo, matematiksel olarak aynı sonucu verecek şekilde farklı özellikleri çerçevelenerek sunulmuştur ve bu da katılımcıların kararlarını büyük oranda değiştirmesine neden olmuştur.
Program A uygulanırsa 200 kişi kurtarılacaktır (kazanç çerçevesi – kurtarılacak hayatlar), Program B uygulanırsa 600 kişinin kurtarılma olasılığı üçte bir, hiç kimsenin kurtulamama olasılığı ise üçte ikidir. Bu deneyde deneklerin %72’si Program A’yı seçmiş, %28’i Program B’yi tercih etmiştir. Bir sonrakindeyse aynı durum, aynı seçeneklerle sunulmuş; fakat kurtarılacak hayatlar yerine “muhtemel ölümler” (kayıp çerçevesi) üzerinden bir çerçeveleme yapılmıştır. Program C uygulanırsa 400 kişi ölecektir; Program D uygulanırsa hiç kimsenin ölmeme olasılığı üçte bir, 600 kişinin ölme olasılığı ise üçte iki olarak belirtilmiştir. Program C %22, Program D %78 almıştır.
“200 kişi kesin olarak kurtarılacaktır” ifadesi, kazanç çerçevesiyle katılımcıları kesin ifadeye yönlendirirken; “400 kişi kesin olarak ölecek” ifadesiyle kayıp çerçevesinde katılımcılar risk almayıp olasılıklı seçeneğe yönelmiştir. Bu bulgular, insanların karar alma sürecinde rasyonel davranamadığını ve bilgilerin sunuş biçiminin, yani çerçevelenişinin, insanların karar alma sürecine etki ettiğini göstermektedir.
Çerçevelemenin Konumları
Entman, çerçevelemenin iletişim sürecinde en az dört konumda bulunduğunu belirtir: iletişimci (kaynak), metin (mesaj), alıcı ve kültür (kod). Aslında bu durum, tipik iletişim sürecini göstermektedir. Kaynak, iletmek istediği mesajı, alıcıda oluşmasını istediği etkiyi yaratacak şekilde kodlar. Burada kaynak, alıcıyı iyi tanımalı, kültürel kodlarına hâkim olmalıdır. Burada kaynak, bilerek veya bilmeyerek bir çerçevelemede bulunur. Sonra mesaj, uygun bir kanal (medya) aracılığıyla alıcıya ulaşır. Alıcı, kaynaktan gelen mesajı, içinde bulunduğu kültürel kodlar vasıtasıyla çözümler. İletişimde sürecin başarısı, kaynağın alıcıda oluşturmayı istediği etkinin gerçekleşmesine bağlıdır.
Başarı için kaynak, iletilen mesajı (metni) alıcının kültürel kodlarını göz önüne alarak ve alıcının ihtiyacı gözetilerek oluşturmalıdır. Aksi takdirde alıcı, içinde bulunduğu kültürel kodlara uygun olmayan mesajı kabul etmeyecek ve belirlenen çerçevenin dışında kalacaktır. Alıcı, mesajı kendi kültürel kodları ve o anki ihtiyaçlarının etkisinde ulaştırılan haber metnini değerlendirecektir.
Çerçeveleme, bireyin gerçekliği algılamasındaki en belirleyici unsurdur. İnsanların sunulan çerçevelerin etkisinde kalarak karar vermeleri, iletişim profesyonellerinin (manipülatörler ve propagandistler) algı yönetimine açık hâle gelerek istedikleri yönde eyleme geçmelerine neden olabilir. Bu durumun, aşağıda vereceğim örnekle daha iyi anlaşılabileceği kanaatindeyim.
Medya Söyleminde Mülteci Temsilleri: Sözcü ve Yeni Şafak
Sözcü Gazetesi:
24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında Sözcü Gazetesi’nin sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı haberler arasından; “Ukraynalı”, “Ukraynalı Mülteci” ve “Ukraynalı Sığınmacı” anahtar kelimeleri ile tarama yapılmış ve konuyla ilgili 18 haber içeriği, içerik ve söylem analizi bakımından incelendi.
Elde edilen verilere göre Sözcü Gazetesi, Ukraynalı mültecilere yönelik haberlerde duygusal bir dil kullanmış ve haberler okurda empati uyandıracak bir dille kurgulanmıştır. Haberlerde genel olarak Ukraynalı bireylerin fiziksel ve insani özellikleri öne çıkartılmıştır: “Buz mavisi gözleriyle ve yüzündeki yara iziyle” veya savaş sırasında doğan çocuk için “umut ışığı, kalbini fethetti” gibi ifadelere yer verilerek duygusal bir çerçeve oluşturulmuştur. Bunların yanında savaş mağduru Ukraynalı bireylerin yaşadığı zorluklara dair hikâyeler paylaşılarak, okuyucuda Ukraynalı mültecilere dair acıma duygusu oluşturmayı hedeflendiği söylenebilir.
Haberlerde ayrıca Ukraynalı bireylerin dayanışmalarına ve savaş karşıtı eylemlerine yer verilmiş, Türkiye’de yaşayan ve eylemlere katılan Ukraynalılar için “aktivist” ifadesi kullanılmıştır. Bunun yanında Rusların ve Ukraynalıların Türkiye’de barış içinde yaşadığı ve ülke ekonomisine katkı sağladığı belirtilmiştir. Aynı zamanda ülke içinde ve Avrupa’daki destek yürüyüşleri ve barış temalı etkinlikler bu bağlamda sıkça vurgulanmıştır.
Bunların yanı sıra Avrupalı devletlerin Ukraynalı ve Ortadoğulu mültecilere karşı tutumu eleştirilmiş ve bu durum “ ikiyüzlülük” olarak nitelendirilmiştir. Avrupalı devletlerin ikili tutumu ise “Ortadoğululara duvar” ifadesiyle servis edilmiştir.
Suriyeli mültecileri içinse, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında Sözcü Gazetesi’nin sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı haberler arasından; “Suriyeli”, “Suriyeli Mülteci” ve “Suriyeli Sığınmacı” anahtar kelimeleri ile tarama yapılmış ve konuyla ilgili 38 haber içeriği, içerik ve söylem analizi bakımından incelenmiştir.
Haberlerde Suriyelilere yönelik söylemler büyük ölçüde demografik yapının değişimi, ekonomik yük ve toplumsal endişeler çerçevesinde servis edilmiştir. Suriyelilerin doğum oranları ve nüfus artışıyla ilgili veriler paylaşılarak bu durumun demografik yapıyı değiştireceğini ve Türklerin kendi ülkesinde azınlık duruma düşeceği çerçevesinde eleştiriler dile getirilmiştir. Bu çerçeveler, “Türklere ev vermem”, “demografik yapının bozulması” gibi ifadelerle desteklenmiştir.
Bununla birlikte, Suriyelilere yönelik yardım faaliyetleri ve sunulan hizmetler de eleştirel bir çerçevede sunulmuştur. Haberlerde; Suriyelilere yönelik ücretsiz sağlık hizmetleri, TC vatandaşlığı almış Suriye uyrukluların TOKİ kuralarında hak kazanması, Suriyelilere yönelik yapılan sosyal yardım faaliyetleri sıkça gündeme getirilmiştir. Bu durumun ekonomik krizde olan Türk vatandaşları arasında rahatsızlıklara neden olduğuna ilişkin ifadelerle sunulmuştur. “Gaziden para isteyen devlet, sığınmacıya bedava verecek”, “Suriyelilere bedava ameliyat” ve “Diyanet’ten evlenecek Suriyelilere 7 tır çeyiz” gibi ifadelerle çerçeveler desteklenmiştir.
Yeni Şafak
Yeni Şafak gazetesi, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında sosyal medya platformu X üzerinden paylaşılan haberlerde "Ukraynalı", "Ukraynalı mülteci" ve "Ukraynalı sığınmacı" anahtar kelimeleriyle yapılan tarama sonucu toplamda 18 haber incelemiştir. İncelenen haberlerde Ukrayna-Rusya savaşı ve göçmenlerin yaşadığı durumlar farklı açılardan ele alınmıştır.
Yeni Şafak’ın haberleri incelendiğinde oluşturulan çerçevenin odağının mültecilerden çok siyasal iktidarın olduğunu görmekteyiz. Haberlerde, Türkiye’nin insani yardımları ve diplomatik girişimleri sıkça vurgulanmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aracılığıyla Ukrayna'da oluşturulan insani koridor ve esir değişimi gibi girişimler bu çerçevede öne çıkan başlıklardır. Ayrıca, Ukrayna'daki savaşın insani boyutu ele alınarak, sivil ölümleri ve göçün boyutları dikkat çekmiştir.
Gazete, Batı ülkelerinin çifte standardına sık sık değinmiş; Ukraynalı göçmenlere yönelik pozitif ayrımcılığı eleştirirken, Suriyeliler ve diğer Müslüman göçmenlere yönelik ayrımcı ve dışlayıcı yaklaşımları vurgulamıştır. Örneğin, Avrupa'nın Ukraynalılara kucak açarken, Afrika ve Asya kökenli göçmenleri dışlaması, "ırkçı tutum" ve "çifte standart" ifadeleriyle eleştirilmiştir. Ayrıca, CNN International ve Avrupa ülkelerindeki ayrımcı söylemler sıkça gündeme getirilmiştir.
Türkiye’nin Ukraynalı mültecilere yaklaşımı ise genellikle yardımseverlik ve mağdura sahip çıkma çerçevesinde sunulmuştur. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklamalarında, Türkiye’nin Ukrayna meselesine yaklaşımının, diğer Müslüman ülkelere yaklaşımıyla tutarlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı zamanda, Türkiye’de yaşayan Ukraynalıların deneyimlerine ve savaş mağdurlarına yönelik insani yardımlara dair haberlere de yer verilmiştir.
Haberlerde yer alan bazı içeriklerde, Avrupa'nın Ukraynalı göçmenler lehine sergilediği tutum ile Müslüman göçmenlere karşı olumsuz tavrının karşılaştırılması, medya söyleminin önemli bir temasını oluşturmuştur.
Suriyeli mülteciler içinse, 24 Şubat 2022 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasında sosyal medya platformu X üzerinden paylaşılan haberlerde "Suriyeli", "Suriyeli mülteci" ve "Suriyeli sığınmacı" anahtar kelimeleriyle bir tarama yaparak toplamda 29 haberi incelenmiştir. Bu haberlerde Suriyeli sığınmacıların Türkiye'deki yaşamı, geri dönüş süreçleri, toplumsal algılar ve devletin göç politikaları farklı açılardan ele alınmıştır.
Haberlerde öne çıkan temalardan biri, Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşüne ilişkin gelişmeler ve planlamalardır. Türkiye'deki Suriyeli nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, Göç İdaresi'ne yapılan başvuruların arttığı ve birçok kişinin geri dönüş planları yaptığı aktarılmıştır. Ayrıca, Suriyelilerin geri dönüşleri sırasında Türkiye'ye minnettarlıklarını ifade eden açıklamaları, yardımseverlik ve komşuluk çerçevesinde sunulmuştur. Aslında buradaki çerçeveler, muhalif ve mülteci karşıtı basının oluşturduğu çerçeveye yönelik oluşturulmuştur. Muhalif basının oluşturduğu korku çerçevesi, burada zamanla iyileşen bir durum olarak yer almış ve Suriyeli sığınmacıların burada bulunması insani bir durum olarak sunulmuştur.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun sığınmacılar konusundaki açıklamaları, haberlerin bir diğer odak noktası olmuştur. Soylu, Suriyelilerin güvenli bölgelere geri dönüşlerini destekleyen politikaları vurgulamış; aynı zamanda, bu insanların yaşadıkları zulüm ve süreçlerden dolayı Türkiye'nin insani ve vicdani sorumluluk üstlendiğini ifade etmiştir. Suriyeli sığınmacıların eğitim, istihdam ve toplumsal katkıları ise pozitif örnekler üzerinden haberleştirilmiştir.
Yeni Şafak, Avrupa ve bazı muhalefet partilerinin Suriyelilere yönelik söylemlerini eleştiren bir söylem benimsemiştir. Batı'daki göçmen karşıtı politikalar, ırkçılık ve çifte standart eleştirileri haberlerde sıklıkla yer almıştır. Özellikle Suriyeliler hakkında yanlış bilgilerin ve yalanların sosyal medyada yayılmasına dikkat çekilmiş, bu durumun toplumsal gerilimleri artırdığına vurgu yapılmıştır. Bazı olaylarda ise Suriyelilere yönelik provokasyonların ırkçı söylemlerle birleşerek tehlikeli bir boyut kazandığı aktarılmıştır.
Haberlerde Suriyeli bireylerin yaşadıkları mağduriyetlerin yanı sıra topluma yaptıkları katkılara da yer verilmiştir. Çöpte bulduğu 500 bin lirayı sahibine teslim eden Suriyeli bir kağıt toplayıcı, bir cami inşa ettiren Suriyeli iş insanı ya da şadırvan temizliği yaparak sosyal medyada takdir toplayan genç gibi örneklerle, Suriyelilerin pozitif eylemleri ön plana çıkarılmıştır.
Sonuç
Sözcü Gazetesi’nin haberlerine bakıldığında Ukraynalı mülteciler olumlu çerçevede sunulmuş, ekonomiye katkıda bulundukları gibi çevreye saygılı ve barışçıl faaliyetlerde bulunan bir topluluk olarak sunulmuştur. Burada oluşturulan çerçeve “barış (aktivist), umut (çocuğun doğumu)” gibi pozitif bir yapıya sahiptir. Fakat aynı gazete Suriyeliler ile ilgili haberlerinde negatif çerçevelere yer vermiştir. “Ekonomik kriz, ev kiraları, demografik işgal” gibi çerçevelerle Suriyeli mülteciler, belirlenen sorunların kaynağı olarak sunulmuştur
Yeni Şafak ise Ukraynalı mültecilere yönelik haberlerinde odak noktası mültecilerden çok Türkiye’nin savaş sürecinde oynadığı kilit rol ön plana çıkartılmıştır. Suriyelilerle ilgili haberlerde ise Türkiye’nin insani sorumluluğu, geri dönüş politikaları ve toplumsal uyum vurgulanmaktadır. Suriyelilere ilişkin yanlış bilgilendirme ve ırkçı söylemler eleştirilmekte; toplumsal katkılarına ve mağduriyetlerine dikkat çekilmektedir. Gazete, her iki durumda da Türkiye’nin insani yardım anlayışını öne çıkaran bir tutum sergilemektedir.
Hasan Bakır
Ankara
28 Aralık 2025







Yorumlar